Showing posts with label o bu. Show all posts
Showing posts with label o bu. Show all posts

Saturday, March 1, 2014

Tuesday, December 4, 2012

herkes

aa gece gece sevindim, aslında gayet de nedensizce.
şarkıdan bağımsız adamından mütevellit






iki gündür bilgisayar başından kalkmadım işi yetiştiricem diye, neyse, bir iki gün devam etkisi olarak temizlemek istiyorum dinlediğim şarkılardaki tüm ck, aı gibi boğadan/tükürükten çıkan sesleri, açık e leri, uzun z leri,patlayan sesleri...  

ya facebookta grazdaki krampus geçidini gördüm, çok pısırık kalıyor bunların yanında schmutzli ler. o değil de, sami claus beni de unutmasan bu 6 aralıkta?

Monday, April 30, 2012

bazen



bazen,
elde avuçta birşey kalmamışken,
tutunacak, sığınacak birşeyler arıyor insan, ve batıl inançlar giriyor bazen farkında olmadan hayata. bazense benim gibi muhtemelen alışkanlıktan, nisan biterken hıdırellez heyecanı geliyor bünyeye.. goran bregoviç konseri varmış aynı gün, ne güzel olurdu tabi lakin canım teze feci sıkkın ve iş yok haftasonu çalışabileceğim...içim rahat rahat 55 frankı veremiyorum kahretmeye. üstüne bir de mercan dede nin hıdırellezi çok dertlendirdi birden


ayrıca vay arkadaş uzunköprü köftecisi istanbula gelmiş, yetmemiş ikinciye şube açmış bense bundan bihaber hala yılda bir kere yiyiyorum kendisini, olcak iş değil!..


tek derdimiz bu olsun a ciğerim
(bak bu daha gelmedi sanki?)

Sunday, March 4, 2012

"inan ki...alışmak kolay olmadı"

güne bu şarkıyla başladım youtube sağolsun.. ve sonrasıyla eski ev arkadaşıyla kahvaltı için buluşmak, eskiyle biraz yüzleşmek, biraz açılmak hava kapalı da olsa insanın içini açan şeylerenmiş.

aşk meşk değil ama bazı hayalkırıklıklarının arkasından "gideni bırakmak" hiç kolay olmadı benim açımdan, ve anca anca atıyorken ben bunları üstümden, devam etmenin en güzel yolu gideni bırakmak iken bunu yapmanın bir o kadar zor olmasını bir kez daha kabul ettik beraberce. barışmak lazım geçmişle ve bugünle

ben de "gerçekten gülmeyi" ne çok özledim... yüzümden silinmez zannetmiştim kısmını kendim için diyemeyeceğim, bugün o arkadaşın da dediği gibi yüzümden pek eksilmiyor gülücükler, ama ah o yalan gülümsemeler ..bunu yazarken de güldüm kendime.

bu grubu ve şarkıyı yeni öğrendim; sevdim,unutmayayım





gerçekten sahi, bu kısa yolun ortasında niye böyle eskidim ki ben?

....

Tuesday, February 14, 2012

Geesthacht

Nasıl bir yer bu Geesthacht?

gidilir mi? kalınır mı?sıkıntıdan ölünür mü?insanıyla kapışılır mı?... nasıl bir yerdir geesthacht?

yoksa üç ay dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçer mi?









a planı, b planı,c planı.... yine başladık bakalım elimde patlayacak-beni vakit harcadığımla bırakacak- planlar yapmaya.....

Tuesday, December 27, 2011

efkar **

tedai-i efkar?






efkar-ı umumiyenin zerre umrunda olmasa da:

"i’m coming homei’m coming home
tell the world i’m coming home
let the rain wash away all the pain of yesterday
i know my kingdom awaits and they’ve forgiven my mistakes 
i’m coming home, i’m coming hometell the world i’m coming"












** o anlamıyla değil işte
efkarlıyım der isem ve siz de onu kast etmediğim anlamıyla anlarsanız, kendi kendime oynamış olurum sadece, belki de. zira efkar-ı mütemadi değil halim

(bu sonuncusunu cümlede doğru kullanamadım gibi bir his var içimde?)

Tuesday, September 27, 2011

bu samimiyet bünyeye zarar

olmuyor olmuyor.... teyze/amca /hocam/ abi/abla/dayı vs vs kültüründen çıkma bi insan gidip de 60 yaşındaki prof a adıyla seslenemiyor. ulen amerikalılar, samimiyet ve gereksiz kibarlıktanöldümcülük şahane de adapte olamıyorum, yetmiş yaşındaki kadına hey joy naber la diyemiyorum, soyadıyla resmiyet katmayalım tamam ama içim bükülüyor a joy, annaneme bile adıyla seslenmiyorum ben sen de aynı yaştasın kankammışcasına davranamamı beklemezsin di mi, biliyorsun bizim kültürü

bir de bunun daha streslisini okulda yaşıyorum. almancada da türkçedeki gibi sen-siz ayrımı var, hocaların yarısı sen/du hitabını tercih ederken kimisi de s,z/Sie de takılı kalıyor. ben de unutup bir gün sen diğer gün siz, üç dakka sonra tekrar sen sonraki cümlede de siz diye seslenebiliyorum... halbusi bi standart tuttursak, unutuyorum işte ben kime du kime Sie diye seslenmem gerektiğini. kendisine sen diye hitab edilecek insanlar listesi mi tutucam ya , çok yorucu.

başedemiyorum isviçre senle sempatik olmaya çalışsan bile

Sunday, March 13, 2011

LOW Carbon Lunch

eğlenceli projeler var hep

reduce "YOUR" emission :)

"What is a LOW Carbon lunch?

Local: choose food that is produced close to where you live
Organic: choose food that is grown without chemicals
Waste-free: pack your lunch in reusable containers
http://co2lunch.tigweb.org/"


ithal ürün yemek zorunda değilsin. yerli malı yurdun malı diye sırf ekonomi gelişsin diye beyne kazımış olmamalılar, di mi?
mevsimi olmayan şeylere burun kıvırdığın halde tüketiyor olmana da hiç gerek yok
geridönüşüm, atık değerlendirmesi vs önemli şeyler,üşenmemeli
dondurulmuş, konvensiyonel gıdadansa tazesi makbül pek tabi ki
her gün ya da her üç günde bir.. et yemen de gerekmiyor..

falan filan. bunları biraz daha eğlenceli bir dille misal şurda açıklamışlar (elektrik tasarrufu- "be romantic" gibi)
http://downloads.1010uk.org/101010docs/10steps-low-carbon-lunch-hyperlinked.pdf

ya da kim derdi ki kornfleks-süt ikilisi bu yumurta kızartmaktan daha çok kabondioksit salınımına neden oluyor..http://downloads.1010uk.org/101010docs/10steps-low-carbon-lunch-hyperlinked.pdf




****

3 gün yat kalk nachhaltigkeit dedikten sonra daha bi eğleniyor belki de insan, bilemedim şimdi objektif mi yaklaşıyorum konuya. bayadır biliyordum aslında bunu, bugün gözüme tekrar ilişince çok sempatik bi çalışma gibi geldi :)

Monday, June 21, 2010

bilinciminaltı gayrimin şuuru

bilinçaltı ve en olmadık anda hatırlattıkları garip değil mi? bugün kendisi bana farkettirdir ki benim de duymaya tahammülümün olmadığı şarkılar varmış,kötü zamanların arka planı olmuş olan ama o sırada farketmediğim.  koyverip gidiverebiliyormuşum o vakit. allahtan modası geçti şarkının, ve allahtan ben o şarkıyı aslında hiç duymayacağım bir yerdeyim. sadece youtube daki playlistlerin altından sinsice, anlamsız ve alakasızca hortlayıverebilirmiş kırkyıld bir.

oysa bahar kokusundan evimi hatırlatmana, ya da farkında olmadan aşırmış olduğum ve yıkanmış olmasına rağmen elime her geçtiğinde ben onun o tshirt olduğunun farkına varmadan bana anne kokusunu hatırlatmana falan itirazım yok da, şarkı olayı kötüymüş.






http://fizy.com/#s/1l8hcw

resmi de guugıl verdi..

Tuesday, September 29, 2009

şişli'de bir apartıman, yoksa halin yaman

reklam olayına girsem para kazanabilir miyim acaba? şallar atkılar takılar da şu an için elimde patlıyor, ey ziyaretçi isviçrede hangi sitede satarım ben bu nacizane el yapımı zımbırtıları?
müteşekkir kalırım paylaşırsan.. valla..


cama bakıyorum ürküyorum yere bakıyorum ürperiyorum kulağımı dışarı dayasam berikine kızınıyorum.. yeni ev bakma zamanının geldiğini mi gösteriyor bunlar?

ayrıca: yaşasın, kaloriferler yanmaya başladı! artık deliller dahilinde sonbahara girdik beni kimler kurtarsın