zürich'ten haber vermeyi kesecek değilim ya...
Showing posts with label zürich. Show all posts
Showing posts with label zürich. Show all posts
Friday, October 25, 2013
Saturday, June 15, 2013
summer of..
son'a bir kala
ve benim bunu algılayıp düşünmek için zamanım yok. belki de en güzeli? yoksa feci bozulurdum yanımda olmamanıza
ve benim bunu algılayıp düşünmek için zamanım yok. belki de en güzeli? yoksa feci bozulurdum yanımda olmamanıza
Saturday, June 1, 2013
zürich'ten #DirenGeziParki #OccupyGezi
hiç bir organizatörü tanımıyorum ama bugün benim bildiğim üç tane gösteri düzenlenmiş.
14:00 : Helvetiaplatz
15:00 : Marktplatz beim Rathaus
18:00 : Zürich Hauptbahnof
diğer şehirlerde de var. birinden birini yakalayın lütfen!
bu kadar pasif/apolitik milleti böylesi sokaklara döktünüz ya!.. helal olsun?
neden bahsediyor bu diyorsanız ise izleyin: http://www.canlitvizletv.com/2013/01/halk-tv-canl-izle.html
14:00 : Helvetiaplatz
15:00 : Marktplatz beim Rathaus
18:00 : Zürich Hauptbahnof
diğer şehirlerde de var. birinden birini yakalayın lütfen!
bu kadar pasif/apolitik milleti böylesi sokaklara döktünüz ya!.. helal olsun?
neden bahsediyor bu diyorsanız ise izleyin: http://www.canlitvizletv.com/2013/01/halk-tv-canl-izle.html
Thursday, May 30, 2013
insan zürichte de mi şansa yaşar...
insan ne ile yaşar bilemem ama kurşunla yaşayamaz. ve az daha durduk yere olay yaşamak vardı... bahnhofa arkadaşı bıraktıktan sonra langstrasseden mi eve dönsem bahnhofstrasse den mi derken güneşi görüp bahnhofstrasseyi seçmem sayesinde huzurla eve gelmiş bulundum...meğerse manyağın biri langstrassedeki şu enteresan partilerin falan yapıldığı hip mekanda millete kurşun yağdırmış, bissürü yaralı varmış adamsa kaçmış silahla.. polis peşinde, yollar falansa kapalı şimdilik.
çıkar detayı yakında
sağlık sigortamı ödemeyi daha fazla ertelemeyeyim bari.
böyle milleti yaralayarak falan mümkünse değil ama ama evet böyle devam et zürich, soğut beni kendinden yoksa aklım buralarda kalacak.
ozet
zürich
Saturday, May 25, 2013
bekledim de gelmedin
gündüz 7-10, geceleri de 3-5 arasında sıklıkla yağmurlarla bunaltan "yaz" günleri geçmek bilmiyor yine..
"looking for the summer"
Monday, April 15, 2013
35 dakika 11 saniye...
evet gelmeyen bahardan sonra yaz için de sen gelmez oldun'larımızla arkasından ağlayacakmışız, bööögg beyler öyle buyurmuşlar.
![]() |
| böög beyimizi ufak görüp küçümsemeyin,fotoğraf bir gün öncesindeki kinderumzug'dan. ertesi gün heybetini kazanıyor kendisi |
Tuesday, March 26, 2013
gripin
gripin de konser için geliyormuş zürihe. hatta bu pazarmış. ve giriş 40 frankmış
yok arkadaş, tamam grubu yurtdışına getirmek maliyetli falan da yani 40CHF?!!..
afedersin ama gripin için??
anlamadığım diğer bir konu da havanın iki gündür eni konu karlı olması ve dışarının baya baya kar tutması.. hayır, yazdan vazgeçtik zaten ama bari bahar geleydi?
yok arkadaş, tamam grubu yurtdışına getirmek maliyetli falan da yani 40CHF?!!..
afedersin ama gripin için??
anlamadığım diğer bir konu da havanın iki gündür eni konu karlı olması ve dışarının baya baya kar tutması.. hayır, yazdan vazgeçtik zaten ama bari bahar geleydi?
Monday, March 25, 2013
ben de diyorum ne bu üşüme
meğerse cemreler düştü, nevruz kutlandı, kötü ruhlar fasnachtta kovalandı falan diye kendimi kandırırken ben, kışın bir yere gittiği yok imiş.
eh be luna, bella luna...
eh be luna, bella luna...
Tuesday, February 26, 2013
günlük hayat
daha önce oturduğum yere kıyasla baya enteresan bir muhitte oturuyorum şimdi zürihte.
özetle bir tarafta yahudiler diğer tarafta asyalılar aralarda da polis arabaları.. bir ara evin önünde her gün birine araba çarpıyordu, ya da arada bisikletliye ceza kesiyorlar, zencilerin ya da çok esmerlerin üst başını arıyorlar ve ben yanlış hiçbirşey yapmıyor olmama rağmen kendimi tedirgin hissediyorum bu kadar sık kaza veya polis kontrolüyle karşılaşıyor olmaktan ...
ayrıca hilcona ve coop ürünlerinde at etine raslanmış tedarikçi hatası yüzünden (bura ve bura ingilizce haberli). fakat olay "bu ne cüret"ten ziyade "yanlış etiketleme" olarak kabul edilmekte zira markete gidince at, kanguru, tavşan vs vs ne eti ararsan zaten satılmakta
özetle bir tarafta yahudiler diğer tarafta asyalılar aralarda da polis arabaları.. bir ara evin önünde her gün birine araba çarpıyordu, ya da arada bisikletliye ceza kesiyorlar, zencilerin ya da çok esmerlerin üst başını arıyorlar ve ben yanlış hiçbirşey yapmıyor olmama rağmen kendimi tedirgin hissediyorum bu kadar sık kaza veya polis kontrolüyle karşılaşıyor olmaktan ...
(azıcık ayıp ve ırkçı geliyor aslında böyle resmini koymak, ama yahudi
mahallesi derken görsel olarak ne kastettiğim anlaşılsın diye..)
ayrıca hilcona ve coop ürünlerinde at etine raslanmış tedarikçi hatası yüzünden (bura ve bura ingilizce haberli). fakat olay "bu ne cüret"ten ziyade "yanlış etiketleme" olarak kabul edilmekte zira markete gidince at, kanguru, tavşan vs vs ne eti ararsan zaten satılmakta
Monday, February 18, 2013
reklam yapasım var
geçen gün theater der künste'deki iran-isviçre ortak yapımı tell/zahhak isimli oyuna gittik. tembel ben her tarafta bunun hakkında iyi yorumlar görüyordum ama oturup da konusunu okumamıştım, ve ismini ingilizce/farsça= anlat-söyle gibisinden birşeyler sanıyordum. meğerse isviçreli wilhelm tell'in ve iran mitolojisinden zahhak'ın anlatımıymış
ilginç olan kısmı, wilhelm tell (giyom tell , william tell... siz ne dersiniz bilmem de hikayenin sahibi isviçreliler wilhelm demekte) neyse, wilhelm tell, iranlı grup "don quixote" tarafından, iran mitolojisinden despot hükümdar zahhak'ın hikayesi de isviçreli "mass& fieber" tarafından yorumlanmıştı ve enteresan bir 3 saat ortaya çıkmış.
oyun kritiği yapmayacağım da iranlı grubu pek sempatik buldum, reklam dediğim de işte adlarını bi de ben anmış olayım idi.
bir de benim için ilginç olan, iki kültürün oyunculuğunu algılayış şeklimin yüz, mimik ve seslere alışık olmamla alakalı olup olmadığına takılışım oldu. bir iranlı erkeğe bu türk deseler sorgulamadan tabi derim. tip, duruş falan olarak benziyoruz yani (kadınların dedikleri gibi gözleri bambaşka, oradan yok bu bizden değildir sorgusu yaşatıyor insana). burada da isviçrelinin yanında iranlıyı görünce, iranlı grup daha rahat daha inandırıcı geldi bana. gel gör ki farsça konuştuklarından bilemicem gelçekten öyle mi.
insan yazarken bir yandan da düşünüyor ya,kendimce kendime şöyle bir gerçekle ikna ettim. isviçrelilern oynadığı kısım daha parodi gibiydi iranlılarınki ise daha dram gibi, en azından daha karanlık idi. farklı türler gibi?.. falan filan...kendimce sonuca da vardım yazar iken
bir blogda gördüğüm, alt-j şarkısını çok daha etkileyici yapan şu videoyu da eklemeden bitirmeyeyim.
A bird ballet | Music Video from Neels CASTILLON on Vimeo.
ilginç olan kısmı, wilhelm tell (giyom tell , william tell... siz ne dersiniz bilmem de hikayenin sahibi isviçreliler wilhelm demekte) neyse, wilhelm tell, iranlı grup "don quixote" tarafından, iran mitolojisinden despot hükümdar zahhak'ın hikayesi de isviçreli "mass& fieber" tarafından yorumlanmıştı ve enteresan bir 3 saat ortaya çıkmış.
oyun kritiği yapmayacağım da iranlı grubu pek sempatik buldum, reklam dediğim de işte adlarını bi de ben anmış olayım idi.
bir de benim için ilginç olan, iki kültürün oyunculuğunu algılayış şeklimin yüz, mimik ve seslere alışık olmamla alakalı olup olmadığına takılışım oldu. bir iranlı erkeğe bu türk deseler sorgulamadan tabi derim. tip, duruş falan olarak benziyoruz yani (kadınların dedikleri gibi gözleri bambaşka, oradan yok bu bizden değildir sorgusu yaşatıyor insana). burada da isviçrelinin yanında iranlıyı görünce, iranlı grup daha rahat daha inandırıcı geldi bana. gel gör ki farsça konuştuklarından bilemicem gelçekten öyle mi.
insan yazarken bir yandan da düşünüyor ya,kendimce kendime şöyle bir gerçekle ikna ettim. isviçrelilern oynadığı kısım daha parodi gibiydi iranlılarınki ise daha dram gibi, en azından daha karanlık idi. farklı türler gibi?.. falan filan...kendimce sonuca da vardım yazar iken
bir blogda gördüğüm, alt-j şarkısını çok daha etkileyici yapan şu videoyu da eklemeden bitirmeyeyim.
A bird ballet | Music Video from Neels CASTILLON on Vimeo.
Tuesday, February 5, 2013
bu akşam
zukunfttaymış, emily wells.
bu ara zukunft şaşırtıyor beni, ben mi hep leş zamanlarında denk gelmişim bilemedim ama şu son zamanda gittiğim seferlerde müzik pek hoştu. ki şimdi bu emily wells, benim aklıma yerleşmiş zukunft müziğinden uzak aslında. rote fabrik falan olsa tamam
konser sonrası notu: şahane bi insanmışsın emily wells, ve gereksiz küçük bir mekanmışsın zukunftun lounge barı. ama sayende kadın bi bize konser vermeye gelmiş hissi yaşadık.azcık da kıpırdanmaya yer olaydı son zamanlardaki en bi güzel konserler listemde birinci yapar idim sanki
Thursday, January 31, 2013
bir isviçre üniversitesinden mezun olan non-eu'lar
uzun bir başlık oldu, kısaltamadım -gerçi çok da üzerinde düşünmedim-. ama olaki birileri, bir türk ya da avrupa birliği vatandaşı olmayan bir insan evladı isviçrede bir üniversiteden mezunsa (hochschule'ler de dahil buna) 2011den beri mezun olduktan sonra 6 ay (veya "6 aya kadar" emin değilim) iş bulma kisvesi altında oturma iznini uzatabiliyor. ben bu şekilde uzatmış birini tanımıyordum, dolayısıyla eni konu didikledim düzenlemeleri yasaları vs.. ve merak eden de olursa en özetle şurada (ingilizcesi bu, almancası şu) okunabilir. yetmezse ise tüm dosya şurada pdf olarak var.
dün buralardan bir üniversitenin yabancı öğreciler için hazırlanmış klavuzunu gördüm de, non-eu veya non-efta lar kalamaz diye yazmışlar. umarım ki güncellemeyi unuttuklarındandır, yoksa yazık ayıp ediyorlar potansiyel öğrencilerine.
cuma fazıl sayın yine tonhalle'de konseri varmış. bissürü etkinlik var ve cuma. ayın 15i mi 17sinde mi ne de komedi dükkanı var imiş. buna pek sevindim ama ne kadar hızlı tükeniyor biletler şaştım
başlıktan daha da alakasızlaşmak ve almanlar kötü müzik yapıyor genellemesini yıkmaya bir adım daha yaklaşmak adına tape five ı da gösterip noktayı koyuyorum .
dün buralardan bir üniversitenin yabancı öğreciler için hazırlanmış klavuzunu gördüm de, non-eu veya non-efta lar kalamaz diye yazmışlar. umarım ki güncellemeyi unuttuklarındandır, yoksa yazık ayıp ediyorlar potansiyel öğrencilerine.
cuma fazıl sayın yine tonhalle'de konseri varmış. bissürü etkinlik var ve cuma. ayın 15i mi 17sinde mi ne de komedi dükkanı var imiş. buna pek sevindim ama ne kadar hızlı tükeniyor biletler şaştım
başlıktan daha da alakasızlaşmak ve almanlar kötü müzik yapıyor genellemesini yıkmaya bir adım daha yaklaşmak adına tape five ı da gösterip noktayı koyuyorum .
Monday, January 21, 2013
damacanalar gibi
"Binlerce pazartesi geçti ömrümde
Hangisiydi o çıkaramıyorum
Bir kiraz yediğimi hatırlıyorum kurtluydu
Demek oldukça eski
Bir de saçmasapan şeyler
Bir kızın dizaltını örneğin
Bir adamın çirkin sigara içişini
Nasıl yaşanıyor bu vesayetli dünyada
Hangi çılgınlar nasıl dayanıyor buna
Kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim değil
Kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana
Güzel bir öğle vakti
Eski güzel bir akşamı hatırlayarak
Sonra dopdolu şeyler
Damacanalar gibi
İçim kabarıyor
Sonu olsun diyorum
Neyin sonu ama
Hiç değilse bu taş basamakların"
-turgut uyar-
kabarıyor içim kendi kendime kaldığımda, damacana ve pet lerle ise zamanında kafi derecede boğuşmuş idim
Saturday, October 27, 2012
Sunday, August 12, 2012
olimpiyat mı
daha ateşi tam sönmeden....
esasında bugün eve dönerken şu kocamanlara rasladım eğlendim yolda. ordan aklıma geldi...
bu da kendi sitelerinden olayın bütün resmi
http://www.onetruth.ch
merak eden olursa. kocca sportif ülke 2 altın 2 gümüşle kapattılar olimpiyatları. federer gümüşte kaldı üzülesim geldi ama sonra geçti. tenis dışında hiç şaşırmadığım şekilde triatlon (zırtı pırtı triatlonlar düzenleniyor ülkede zaten, normal halk akın akın bi koşu suya dalıp çıkıp bisiklete atlıyorlar) neyse triatlon kadınlarda altın, binicilikle ilgili bişeylerde altın, ve galiba dağ bisikletiydi erkeklerde gümüş aldılar.
yanlız çok ilginç, ülkenin karakteri ortaya çıkmış: tenis, bisiklet, triatlon ve alplerde yetişmenin getirisi (??) binicilik...
esasında bugün eve dönerken şu kocamanlara rasladım eğlendim yolda. ordan aklıma geldi...
bu da kendi sitelerinden olayın bütün resmi
http://www.onetruth.ch
merak eden olursa. kocca sportif ülke 2 altın 2 gümüşle kapattılar olimpiyatları. federer gümüşte kaldı üzülesim geldi ama sonra geçti. tenis dışında hiç şaşırmadığım şekilde triatlon (zırtı pırtı triatlonlar düzenleniyor ülkede zaten, normal halk akın akın bi koşu suya dalıp çıkıp bisiklete atlıyorlar) neyse triatlon kadınlarda altın, binicilikle ilgili bişeylerde altın, ve galiba dağ bisikletiydi erkeklerde gümüş aldılar.
yanlız çok ilginç, ülkenin karakteri ortaya çıkmış: tenis, bisiklet, triatlon ve alplerde yetişmenin getirisi (??) binicilik...
Friday, August 3, 2012
çok "hip"
züri'ye geldiğinizde bu "hip" mekanlara uğramayı ve "hip" aktiviteleri yapmayı unutmayın...
Tuesday, July 24, 2012
yaz dediğin festivaldir, bedavası en şahanedir
başlık özetledi sanırım?
tamam isviçre pahalı falan ama ücretsiz festivaller olmuyor değil.. benim için sezon şimdi adını unuttuğum , zürich seilbahn rigiblick durağının aşağısındaki ile başlar, winterthur müzik günleriyle devam eder gider...
ve güncellerden bazıları:
basel, bu hafta&haftaya: http://www.imfluss.ch/index.php/programm
zürich, ağustos başı: werdinsel openair http://www.werdinselopenair.ch
veya veya boş bulduğumuz yere çömelim misali
www.roentgenplatzfest.ch
www.idaplatzfest.ch
www.langstrassenfest.ch gibi gibi....
aklımda bir iki tane daha vardı, hep böyle aklıma gelmişken diye başlıyorum, başladığım anda da unutuyorum devamını. şu düşünceleri kaydetmeye yarayan aleti bir an önce yapalarda ulvi fikirlerim heba olmaktan kurtulsa...
neyse, bir sürü "gemeinde" nin (mahalle mi desem?) organize ettiği ufak panayırımsı festivalcikler de var büyüklerin yanında. ama onlarda isviçreli gruplar ağırlıkla çıkıyor, hiç yanaşmadım bilmiyorum
aaaaa sahi zürichte yazın en güzel etkinliği, theater spektakel!http://www.theaterspektakel.ch/
ağustos ortası başlayıp ay sonuna kadar sürüyor...ücretli ücretsiz karışık ama gerçekten şenlikli bir program sunuyor. yani, "bence"... herkesin eğlence anlayışı farklı sonuçta
tamam isviçre pahalı falan ama ücretsiz festivaller olmuyor değil.. benim için sezon şimdi adını unuttuğum , zürich seilbahn rigiblick durağının aşağısındaki ile başlar, winterthur müzik günleriyle devam eder gider...
ve güncellerden bazıları:
basel, bu hafta&haftaya: http://www.imfluss.ch/index.php/programm
zürich, ağustos başı: werdinsel openair http://www.werdinselopenair.ch
veya veya boş bulduğumuz yere çömelim misali
www.roentgenplatzfest.ch
www.idaplatzfest.ch
www.langstrassenfest.ch gibi gibi....
aklımda bir iki tane daha vardı, hep böyle aklıma gelmişken diye başlıyorum, başladığım anda da unutuyorum devamını. şu düşünceleri kaydetmeye yarayan aleti bir an önce yapalarda ulvi fikirlerim heba olmaktan kurtulsa...
neyse, bir sürü "gemeinde" nin (mahalle mi desem?) organize ettiği ufak panayırımsı festivalcikler de var büyüklerin yanında. ama onlarda isviçreli gruplar ağırlıkla çıkıyor, hiç yanaşmadım bilmiyorum
aaaaa sahi zürichte yazın en güzel etkinliği, theater spektakel!http://www.theaterspektakel.ch/
ağustos ortası başlayıp ay sonuna kadar sürüyor...ücretli ücretsiz karışık ama gerçekten şenlikli bir program sunuyor. yani, "bence"... herkesin eğlence anlayışı farklı sonuçta
Saturday, July 21, 2012
zürihte bir garip temmuz daha
bugün zürich gölü, thalwil civarı daha spesifik olmak gerekirse
Saturday, June 30, 2012
but I'm so exotic I'm so erotic, 'cause I come from the Planet Paprika
havanın açtığı günlerde zürichte yaşam şahane diyorum, böyle büyük bir göl devamında nehir... boş bulduğun yerden atlayabiliyorsun suya, sokakta ya da hatta işe mayoyu içe giyip gitmek zerre sorun değil, çok geç saate kalmadıkça bisiklet kiralamak ücretsiz... evet bazen bir an geliyor bir ütopyada yaşadığımı sanıyorum, sonra gayet sıradan bir yerden alınmış sıradan kahveye 7 frank veriyorum (14 lira) ve rüyadan uyanıyorum.
(sırf zürih değil, isviçrede neredeyse her boş bulduğun yerden suya atlamak serbesti ki nasıl güzel bir serbestlikmiş bu, bildiğin sahil kasabası motivasyonunu enerjisini hevesini ne derseniz artık alıyor insan)
havalar şu şekilde geçti haziranda: 5 gün yağmur-2 gün güneş... ve buraya geldiğimden beri her bir temmuz yağmurluydu, bakalım bu sene bir süpriz yapacak mı , zira hafta iki gün güneş kontenjanını doldurdu.
temmuz genelde yağmur ayı demiş miydim ki hiç önceden?
peki ya shantelin new york konseri için amerikadan vize alamadığını?
Sunday, June 17, 2012
vitrin mankeni
korkmak demişken, evin yakınlarındaki bir mağazadaki şu mankenler de ürkütücü değil mi? bildiğin kart zampara tiplemeleriyle hangi müşteri kitlesini hedefliyorlar bilmek istemiyorum.
Subscribe to:
Posts (Atom)













