Showing posts with label almanca. Show all posts
Showing posts with label almanca. Show all posts

Saturday, August 11, 2012




 binooki yayınevi oğuz atay, alper canıgüz, emrah serbes ve yazgülü aldoğan ın birer kitabını almanca yayınlamış. geçen gün de saatleri ayarlama enstitüsüne rasladım kitapçıda. raflarda orhan pamuk ve elif şafak dışında birşeyler görebilmek güzel




üstteki ne alaka tabi bununla, mario levi hiç çevrildi mi bilemiyorum ama o hatırlanamayan kokuların burun sızlatmaları es geçilemez bazen...

Friday, August 3, 2012

çok "hip"







züri'ye geldiğinizde bu "hip" mekanlara uğramayı ve "hip" aktiviteleri yapmayı unutmayın...

Friday, June 8, 2012

hüt obig Räge möglich

yeni farkettim, wundergroundun dili bilglsayar ayarlarina gore otomatik degisiyor, ama mesela ben bunu okul bilgisayarlarinda falan hep hochdeutsch olarak algilamistim, megersem gayet diyalekt kullaniyormus keratalar...



merak ettim acaba bernden girince bern diyalektine gore mi yaziyor...mesela teilwiis degil, tiiilwiiis olarak duzeltesim geldi benim etrafimdakilerin diyalektine göre

bayadir havalardan sikayet etmemistim sanirim? yagmura serine soguga alistigimdan olsa gerek. gunesli gunleri sayabiliyoruz hala, gecen cumartesi, ondan onceki hafta sali falan diye. kalani hep bi yagmur iste...

Thursday, April 26, 2012

DE vs CH / sadece für dich



"wenn du das verstanden hast, sen de bizdensin"
anlıyor olabilirim onları ama bu kabullendiğim anlamına gelmiyor. sırf kelimeleri anlamaktan bahsetmiyorum, bu şekilde konuşmanın nedenini anlamak bahsettiğim... kesinlikle bildiğin bir kaç dilin kelimelerini karıştırarak konuşmak çok daha kolay ama bu bu durumun normal olmasını gerektirmiyor. ben de tüm gün ingilizce ya da almanca konuşmuşsam veya yorgun olduğumda yapıyorum belki bazen düşünmek yerine ağzına gelen ilk kelimeyi herhangi bir dilde söylemeyi, fakat bunu böyle kabullenmemeli insan.

mesela isviçrelilerin arasında kaldığınızda beş dakka sonra kendinizi hemen farklı bir diyalekt olan isviçre almancasının konuşulduğu bir ortamda bulmanız çok yüksek bir ihtimal. diğer yabancılarla bu kadar hızlı başıma gelmedi bu olay, ve buradaki yabancıların şikayetçi olduğu konulardan biri de bu... ama diğer yandan kendinizi bir grup burada-veya almanca konuşulan bir ülkede- doğmuş türklerin arasında bulduğunuzda ise yine anlaşılmaz bir dünyaya merhaba demiş oluyorsunuz. almanca bilmiyorsanız zaten başka bir almanca bilseniz bile bi anlık afallama; "nece konuşuyor bu adamlar?!?"


***
hasbel kader kendimi isviçrede bulsam da, almanyada mesela berlin veya münih'te çok daha eğlenceli hareketli bir yaşam olsa da aslında iki ülkeyi birbirine kıyaslayınca burada olmayı tercih etmekteyim şu anda. bu tercih aslında acınası bir yaşam şeklinin yüzeysel olarak güzel görünmesinden kaynaklanıyor desem bilmem kendimi iyi anlatmış olur muyum... isviçre kurallar, cezalar ve dolayısıyla yaptırımlarıyla ama diğer yandan teorik olarak halkın istediğini elde edebileceği bir sistem vaat ederek insanlarını koyun etmiş bir ülke. almanya desen çok mu kültürlü çok mu zeki, hayır değil (sanmıyorum en azından) ama insanlar agresifliklerini belki de buradaki kadar bastırmıyorlar, daha uzun süreden beri göç alıyor, dolayısıyla daha karışık bir yapısı var ve işte neyse sisteminde sorunlar oluşmaya başladı kısaca (toparlayamadım mı ne başladığım lafı)

mesela isviçrede henüz böyle davranışlar yaygınlaşmadı. yakın bir zamanda da yaşanacağınız pek düşünmüyorum zira yabancılar üzerindeki (ya da belli bir grup yabancı mı desem?) kontrol bence oldukça yüksek [iki aydır göçmen bürosuna evrak götürüyorum isyan noktasındayım bu konuda] konuyu dağıtmadan, galiba geçen sene oylanıp kabul edilmişti "herhangi bir kriminal suça karışmış olan yabancılar ülkeden atılacak" maddesi, ki bu kriminal tanımı oldukça geniş, hemen hemen her hata bu kriminale girebiliyor. kaç kuşaktır burada yaşadığınızın bir önemi olmadan... neyse, bu oylama sonucunun gelecekteki taşkınlıkları/aşırılıkları önler belki. gözünü sevdiğimin proaktifliği hayatının merkezine oturtmuş ülkesi...



işin aslı, bu konulardan konuşmanın pek benim haddim olmadığını düşünüyorum. almanyada sadece bir turist idim, isviçrede ise turist değil "yabancı"yım, ama hala öğrenci sıfatını taşıdığım ve avrupalının kafasındaki tipik türk tipine sahip olmadığım için aslında bu "yabancılık"ı tam olarak yaşadığımı da düşünmüyorum. ama yine de şimdi bir baktım da eni konu yazmışım... sonra da oturduğu yerden ahkam kesenleri eleştiririm. çelişkiler yumağı insancıklarız bir çoğumuz, di mi?

multikulti, badi, waedi, kaetzli, ... seviyorum bu kısaltmaları, küçülme eki "-cik"in almanca versiyonlarını


velhasıl kelam; -reklamlar bitti-





(bu da deminki reklam kadar eskidir herhalde? yazmışım o kadar,dediğim gibi belki sonra silerim)

Sunday, March 4, 2012

fernweh...

 bazı kelimelerini bu almancanın, pek seviyorum. ahkam kesmekte, lafı dolandırmadan uzun uzadıya anlatmadan tek kelimeyle direk söylemek için mükemmeller. hele de boydan boya bir satır değil de kısa bir kelimeyle yapılabiliyorsa bu, misal fernweh... uzaklara gitme dürtüsü-tutkusu-ihtiyacı-acısı, "uzaklara gidesim çok var" cümlesinin isim hali.

demin facebookta birisi "heimweh" den dem vurmuş da görünce aklıma geldi, merak ettim bu isviçreliler aynı ülkedeyken ev/sıla hasreti duyar da uzaklara gitme isteği duymaz mı diye ama soramadım, ayıp olur, olmazsa da kesin kibar tartışma açılır falan ,üşendim yani bi anda böyle kafamdan olacaklara dair bir senaryo yazıp...


bir de fernwehkrankheit var. bunu reklam yazıları dışında kullananı hiç duymadım. yeşilçam filmlerindeki "sevdiceğiyle evlenmezse ölecek ince hastalığı" gibi geliyor bana. kullanmasınlar mümkünse günlük hayatta hiç ciddiye alamamsonra kendisini.

Tuesday, February 14, 2012

Geesthacht

Nasıl bir yer bu Geesthacht?

gidilir mi? kalınır mı?sıkıntıdan ölünür mü?insanıyla kapışılır mı?... nasıl bir yerdir geesthacht?

yoksa üç ay dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçer mi?









a planı, b planı,c planı.... yine başladık bakalım elimde patlayacak-beni vakit harcadığımla bırakacak- planlar yapmaya.....

Tuesday, February 7, 2012

richard porson

hele de almanca diye bahsettiğimiz şey, isviçre almancasıysa ,nasıl da doğru bir laf etmişsin sevgili richard porson...

Friday, November 4, 2011

alles gut, alles andre egal


Patati und Patata, soviel Palaver und ich harder und ich harre und ich starre. 
Abracadabra, bin ich da! 

almanca o kadar kötü, şarkılarsa o kadar sert değil aslında. mesela şunu bir dinleseniz sevmez misiniz? ıslıkl eşlik edilesi, ben ıslık çalamasam da çabalamadan duramıyorum

kleingeldprinzessin , die kleingeldprinzessin und die stadtpiraten ya da dota... artık nasıl geçiyorsa kızımız ve grubunun adı ben sevdim.




Friday, October 28, 2011

hayatımda ne yüce yerin varmış leo


site çökene ya da her sorunu varsa açılmayana kadar farketmemiş idim; meğerse ben leosuz yaşayamıyormuşum. hayır türkçeden almancaya çeviri olmuyor, karşılamıyor anlamını. ya da ben iyi bir türkçe -almanca online sözlük bilmiyorum böyle basit çeviri verenleri ile uğraşıyorum.

neyse bu leo dedikleri almancadan ingilizceye-fransızcaya-italyancaya- rusça ve çinceye çeviri yapan şahane bir sözlük, bir o kadar da süper tercüme yardım forumu. beni ilgilendiren kısmı ise tabiki de alamanca olanıydı dict.leo.org . özellikle isviçre hukuku dersinde hayat kurtarıcı olmuştu, kelimelerin bırak almancasını türkçesini bile bilzmez iken orada yapılan yorumlar biraz da ingilizce tercümenin yönlendirmesiyle olayı anlar olmuştum.

leooo, özledim seni niye açılmıyorsun a kuzum?

Wednesday, June 22, 2011

weltschmerz..

bazen tek kelimelik destan yazıyor bu almanlar bir kavram için, ama bazen ise kısacık bir kelime o kadar çok şeyi özetleyebiliyor ki.
weltschmerz
hep cümle içinde kullanmayı istiyorum, ama galiba daha hiç kullanmadım. belki yazmışımdır.

bir de "sein" ı severim, birinin yazısında "var olmak" ve "o'nun olmak" üzerine açıkcası ne olduğunu hatırlamadığım bişeyi okuduğumdan beri. bir o aklımda kalmış. gerçi lise günlerine tekabül ediyor bu, kimin olduğunu hatırlamam benden beklenemez zaten.

doch da diğer bir favori kelimem. türkçe ya da ingilizcede de olsa keşke. hem ağıza oturuyor, kem de tek kelimeyle direk yanıt...

ama bir nein öyle mi. hele de bir isviçreliden mesela st gallen diyalektli birisinden duymuşsanız, nAğYYn ... yok olmuyor o gırtlaktan kesin netlikte çıkan ses yazıyla verilmiyor. ıyhh..

bir de isviçrelilerden pek duymadım ama almanların "hey alter..." diye seslenmeleri, bunu da sevmiyorum.

huere geill, mega schön... komik buluyordum ilk başta hala da komik buluyorum ama kulağıma hoş gelmeye başladı bunlarsa.

ayrıca, alplerin içindeki ülkenin her boş vakitte alplere giden çocuklarının kabus kelimesine Alptraum demesi bi tek bana mı ilginç geliyor?


.