Wednesday, July 4, 2007

isviçre!

gidiyorum! yani sanırım... ne zaman olduğunu tam bilemesem de, ve hatta nereye olduğunu dahi tam bilemesem de gidiyorum. nereye derken, o kadar da değil tabi, şuraya gidiyor olsam gerek :) eth...

şu bakımdan garip geliyo, gezi dergilerine/kitaplarına bakmayı severim ve şehirlerle ya da en azından ülkelerle özdeşleşmiş resimler vardır kafamda, fakat bu isviçre öyle bi yerki hiç birşey canlanmıyor kafamda.. o yüzden böylesi muğallaklı konulşuyorum...

misal istanbul diyince boğaz resmi gelir insanların gözünün önüne, peki ya zürich diyince? ya da daha geniş konuşursam isviçre diyince??

şu mu mesela?

Monday, June 11, 2007

ey gidi koca dünya, gam yükü müsün...

uzak: gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı
..........arada çok zaman bulunan
..........ihtimali az olan
..........ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan
..........eli, gücü veya hükmü yetişmez, tdk
uzak: niyetlendi mi bir kişi, döndürülemeyen

iyi haber gelmiyor bu ara... "ordan burdan" yazma fikri vardı , o diyar bu diyarlıktan çıkıp gerçek anlamında ordan burdan olmaya başladı artık.
kuzenimin tayini gabar dağına çıkmış, şırnak-bir yıl.. ardından da bir yıl ırak.
gerçi bekleniyordu,tahmin ediliyordu ama bu sene değildi sanki. "vatan milleti birileri kurtarsın ama bizden olmasın". hemen benimsiyormuş insan bu görüşü

bulutlar da güzel değil bu ara. bakıp da oyalanamıyor insan artık

Wednesday, June 6, 2007

dino merlin, 03/06/07


dino merlin istanbulda! idi..güzeldi. neb'leyim o insanları görmek etmek; üç günlük bosnayı özlemek, o ingilizce bilmeden ben boşnakça bilmeden anlaştığımız sarhoş adamı anımsamak, stajı anımsamak, özlemek, rahatlığı özlemek... bana bunları hatırlatan bir konserdi, oradaki insanlar için muhtemelen bambaşka duygulara sürükleyici.ve kitle çok güzeldi, hepsi göçmen neredeyse ve hemen hemen hepsi şarkılara eşlik ediyor. ses sistemi kötüydü gerçi bazılarımızın sıkılmasına neden oldu misal :) ama olsun verilen kartonet midir nedir adı üzerinde saraybosna ve mostar resimleri olan ve şarkıların türkçe mealleri yazan,onla oyalanılabildi. güzel bi zımbırıtydı her konserde versinler,istoyuruz. hatta her konser açıkhavada olsun her konserde makul miktarda (abartmadan) havaifişek neyim atılsın ve hatta bedava olsun...
o değil de na te mislim i nereden biliyorum ben ya?! neeema neeema lı şarkıya mı enziyor acep yoksa?

ve bir mostar resmi koymamak olur mu hiç :)
uymasa da resime sarajevo, ljubavi moja demek istedim :)

Tuesday, May 29, 2007

tezatlığın güzelliği,çelişkinin ahengi

pis lezizdir felsefesini benimsemiş bi gıda mühendisinin -belki bu tanımlama bile çelişiyor kendi içinde- bir restorana müdür olması... garip geliyor bana. alıştırmam lazımmış ağzımı düzgün yemeğe de , hep en kötüsüne tahammül odaklı çalışmamalıymış insan.. :) çiğ et kötü kokar peki az kötü çiğ et nasıl kokar? nerden bileyim ayol diyemiyor insan. et alıp evde çürütsem mi acep..
onun dışında aşçı-akraba-kendim arasında tereddütlerdeyim mütemadiyen...


arada kaldım tam arada
birisi bu yöne iter
diğeri öbür yöne
sıkıştırıp dururlar
arada kaldım tam arada
başıma gelen en acıklı durumdur bu