.. batarsam, normal hayatıma devam edebilir miyim artık? yoksa bundan sonra normallerimin bunlar olacağını kabullenmem mi gerekiyor?
hava biraz daha karlı olursa (ki olacak) depresyona girmem an meselesi... alışamadım hala insanların bana verdiği 'nasıl olur da kar sevmezsin' tepkisine. sevmiyorum işte, beni huzursuz ve sinirli yapıyor canımı sıkıyor ve esas ben anlamıyorum sizin göz alan beyazlığı veya çamurlu buzlu sokakları sevmenizi. yağmur öyle mi oysa yağıyor ve akıp gidiyor. isviçre için tabi bu dediğim yoksa türkiyede yağmur, çamura eşittir kar ise doğal afete...
Sunday, January 20, 2013
Friday, January 18, 2013
Thursday, January 17, 2013
tey allaam ya...
dünya düz mü yuvarlak mı dönemini anca yaşıyoruz, ama daha ılımlı yaşadığımıza mı şükredelim yani? "evrime inanan var, inanmayan var"... oldu.
(azıcık geriden takip ediyorum evet)
ordan oraya, orayadan buraya tıklarken semih saygınerin videosuna denk geldim, sırf spor alanında değil, artık hayatta birbirini destekleme yerine insanlar kendisinin önüne geçeni karalar oldular.
http://www.youtube.com/watch?v=4gx3-yVcPxE
sonra da ted konuşmasına rasladım:
bence, bir türkün gözünde diğer türk x'i başarmış biri değil, eleştirilecek yanı öne çıkarılan biri o. o kadar çok kişi ve durum için geçerli ki bu... "x'in işçileri zaten ortalamanın üzerinde para alıyorlar, bi de daha ne yüzle işyerini protesto ediyorlar", "2 ay tatil yapıp üstüne para alıyorlar bir de şikayet ediyorlar" en sık duyduğumuz karşı argüman değil midir.. avrupa veya amerikada alanında öncüler arasına girmiş adam buraya gelir "ıyy domuz yemiş mi" gibi hemen abuk bir yönden eleştirmeye çalışmaya bakıyor bir çok insan.. veya mesela ben, kendi merakı sayesinde onu veya bunu yapmış, oraya buraya gidebilmiş katılabilmiş biri değilim, hala evlenememiş gezentinin önde gideniyim muhtemelen bazı kişilere göre. evlenmek niye belli bir eğitim geçirip, belli seviyelere gelmiş insanlar için hala hayattaki bir başarı kıstasıdır bu ise apayrı bir konu. -"darısı başına"- sırf onlar hayatlarında bir şeyleri başarma tatminini hissetsinler diye mi?
konudan konuya, yine günlüğe doğru kayma meyli göstermişken yetsin.
oyunu kim kazanır?...
"kendi yolumuzu izlememiz gerekiyor, başkalarının yolunu değil.....herkes gibi olan sıradan olur, kendi gibi olan değerli olur"
(azıcık geriden takip ediyorum evet)
ordan oraya, orayadan buraya tıklarken semih saygınerin videosuna denk geldim, sırf spor alanında değil, artık hayatta birbirini destekleme yerine insanlar kendisinin önüne geçeni karalar oldular.
http://www.youtube.com/watch?v=4gx3-yVcPxE
sonra da ted konuşmasına rasladım:
bence, bir türkün gözünde diğer türk x'i başarmış biri değil, eleştirilecek yanı öne çıkarılan biri o. o kadar çok kişi ve durum için geçerli ki bu... "x'in işçileri zaten ortalamanın üzerinde para alıyorlar, bi de daha ne yüzle işyerini protesto ediyorlar", "2 ay tatil yapıp üstüne para alıyorlar bir de şikayet ediyorlar" en sık duyduğumuz karşı argüman değil midir.. avrupa veya amerikada alanında öncüler arasına girmiş adam buraya gelir "ıyy domuz yemiş mi" gibi hemen abuk bir yönden eleştirmeye çalışmaya bakıyor bir çok insan.. veya mesela ben, kendi merakı sayesinde onu veya bunu yapmış, oraya buraya gidebilmiş katılabilmiş biri değilim, hala evlenememiş gezentinin önde gideniyim muhtemelen bazı kişilere göre. evlenmek niye belli bir eğitim geçirip, belli seviyelere gelmiş insanlar için hala hayattaki bir başarı kıstasıdır bu ise apayrı bir konu. -"darısı başına"- sırf onlar hayatlarında bir şeyleri başarma tatminini hissetsinler diye mi?
konudan konuya, yine günlüğe doğru kayma meyli göstermişken yetsin.
oyunu kim kazanır?...
"kendi yolumuzu izlememiz gerekiyor, başkalarının yolunu değil.....herkes gibi olan sıradan olur, kendi gibi olan değerli olur"
Wednesday, January 16, 2013
positive procrastination
"anyone can do any amount of work, provided it isn’t the work he is supposed to be doing at that moment"
işte tanımım mı desem iş verenle paylaşmaya çekindiğim hayat felsefem mi bilemedim ama demişler bunu robert benchley.
newyork times da çıkan bir yazı çarptı da gözüme. yapmam gereken başka işler var iken ertelemenin procrastination dibine de vur gitsin dedim, hem de kendi kendimi ileriki günlerde ikna ederken elimde bir argüman olsun.
efendim, procrastination'dan dem vuranlar aslında hiçbir şey yapmadan durmazlarmış. sürekli bir şeyler yaptıkları için aslında bunu verimli sayanlar da var imiş (productive procrastination).
öyle yani. sevindim kendi adıma.
işte tanımım mı desem iş verenle paylaşmaya çekindiğim hayat felsefem mi bilemedim ama demişler bunu robert benchley.
newyork times da çıkan bir yazı çarptı da gözüme. yapmam gereken başka işler var iken ertelemenin procrastination dibine de vur gitsin dedim, hem de kendi kendimi ileriki günlerde ikna ederken elimde bir argüman olsun.
efendim, procrastination'dan dem vuranlar aslında hiçbir şey yapmadan durmazlarmış. sürekli bir şeyler yaptıkları için aslında bunu verimli sayanlar da var imiş (productive procrastination).
öyle yani. sevindim kendi adıma.
Subscribe to:
Posts (Atom)