Friday, January 15, 2010

world on mute, so party silently

"Switzerland is my favorite place now, because it's so - nothing. There is absolutely nothing to do"
 



başkalarıyla da aynı düşünceleri paylaştığımı bilmek güzel :) gönül isterdi ki smoke on the waterın oluştuğu diyarlar başka başka olaydı...


şu zımbırtıdan bahsettim mi hiç? soft.. evet/belki/ kahretsin ki..
malum isviçreliler tedbirli insanlar. uyuşturucu kullanımı serbest olabilir ama kendilerine zarar verecek şeyler haşa yapmazlar sevmezler. netekim kulaklarını yok yere yormayı da sevmiyorlar. bir partiye bir konsere efendime söyleyim ses volümünün az biraz yüksek olduğu  ortama (onlara göre bir türke göre kesinlikle yüksek değil ses) girecek oldunuz mu gayet normal insanlar göreceksiniz. lakin bunlarla konuşmaya çalışıtınız mı sizin dediğinşz anlamayacak , üstüne üstlük ha?ne? nie didin? gibi tepkiler vereceklerdir. bağırmayınız bu insanlara, zira kulakları aha da bu aşağıdaki tıpayla tıkaçlanmıştır.
kütüphanede ders çalışırken orda burda falan takmalarını anladım da yani partiye müzikli ortama gidince niye anlamıyorum, sevmiyorum. zaten her allahın günü gitmiyorlar perşembe cuma ya da cumartesi .. bunun dışındaki günlerde bir isviçreliyi dışarı partiye dans etmeye öğrenci olsun olmasın çok çok zor. ( misal bir anı: günlerden bir gün pazartesi hot hot heat konseri olur, tugbadan başka kimse gelmez, ve mekan da bomboştur. istemeden en önden dinlemek bir konseri de ilginç oluyormuş. yok hayır şikayetçi değilim, hot hot heat tee nerelerden kalkıp bize bireysel konser vermiş, ne şikayeti :)  )


neyse efendim bu tıkaç... ilginç bişey işte.  barda böyle bi köşede illaki bi kutu bundan oluyor. mesela 2 parti düzenledim, ilkinde zaten çok yüksek desibellere çıkılmayacağı için gerek görmedim, ama talep vardı. ikincisinde ofiste bir kutu bundan vardı, dedim ofiste kimse kullanmıyor madem götür partiye, kalmadı nitekim. fosforlayan kulaklarla gecemize renk katan isviçreli üniversite öğrencilerine buradan sevgilerimi yolluyorum.

bi de bunu marketten 5 franka alabiliyorsun, yanında kutucuk da veriyorlar.. hatta daha pahalıları da var, renk renk desen desen, kalite kalite. bu kalite kısmını anlamıyorum. zaten buna para verene de ayrı şaşarım.


şaştığım diğer bir konu da "headphone party" . tamam bu sırf zürichte değil başka yerlerde de yapılıyor ama  kesin bi isvçireli akıl etmiştir diyorum ben bu "silent party" kavramını...
şimdi eth zürichin ana binasında bQm diye öğrenci barı var. güzel yer allah için buna bk atamıcam. severiz. ama evveli 12ye kadar açıkken (ne kadar doğru bu hikaye bilemiyorum) yakınlarda oturan papaz isyan etmiş aartık bu sevgili bqm de kanton zürih resmi limitleri dahilinde akşam 10a kadar açık. bi de mekan güzel, manzara ayrı bi güzel, fiyatlar şaane. neyse türkiye de olsa öğrenciler orda bar kapansa da takılırdı, burda yok o. geçen dönem birden ooouu parti olacak burada haberi geldi. şu şekilde parti. süper dj falan var, unuttum şimdi kimdi güzel bi isimdi, neyse herşey parti konseptinde, çadır madır... ammaaa... herkese birer kulaklık verilecek ve mğzik bu kulaklıklardan yayınlanacak... tamam daha güzel ses kalitesi ama çok bireysel bir eğlenme şekli dğeil mi? bana çok garip geldi. gidenler çok eğlenmiş sözde.

Wednesday, January 6, 2010

If I stay in this place where ..

..There is neither hope nor despair

The Hague/Cats on Fire

falan da filan.
öylesine..unutmayayım diye grubu

Tuesday, January 5, 2010

A lot of people like snow. I find it to be an unnecessary freezing of water.

Skiing consists of wearing $3,000 worth of clothes and equipment and driving 200 miles in the snow in order to stand around at a bar and drink
P. J. O'Rourke  
There's one good thing about snow, it makes your lawn look as nice as your neighbor's
clyde moore



ilkini de carl reiner demiş. hayır karla kafayı bozan bi ben değilim demek istedim sadece kanıtlarıyla



ha gethen ha bura zaten. kar da kar. olmadı soğuk.


*gethen.. kar ve buzun gezegeni... diye tanımlanır left hand of darkness da..

Saturday, December 26, 2009

hey nana..

... do you remember the day we met? hey nana, faşist olmaktansa domuz olmayı yeğler misin nana yoksa marcoyu yanlız mı bırakırsın nan? nanik yapma bana nana, kırismıs çok sıkıcı bişey. verdim kendimi yeniden animelere mangalara. elfen lied, bleach, vampire knight, nana, başka ne vardı ya.... biraz da pestalozziden aldığım filmler animeler ve müzik cdleri. huzur buldum esasında, özlemişim. ama çizemiyorum artık ne kötü. ya da çizmek ne gereksizdi.. bilemiyorum.

zilyon kere nana dedim de nereye bağlıcaktım yine unuttum. japonlara bi şey için laf atacaktım, ne için idi?!.. neyse.. fena değil ama bu nana nın müzikleri. punk rules, yeah!? pek punk değil sanki müzik ama işte alterNatif rock.. tabiki ingilizce japonca ortaya karma vermişler ama en azından dinlenebilir. zaten 3 dakkada bir de şarkı sokmuşlar araya, atlaya seke zırt diye bitiyor bölüm. three centimeters per second daki kiraz ağaçlarının altında olmak isterdim şu an. soğuk ya,pffff





bu arada bu 3 cm/s ın yönetmeninin tüm yaptıklarını da izledim , haha böyle diyince sanki adam yüüzyıllardır animasyon yapıyor gibi oldu galiba, yok canım ne alaka. bi kaç taneler sadece. ama güzeller ya,konuları değil görüntüleri.. gökyüzüsünü çok sevdim, ışıl ışıl... kuzey ışıklarını görmeye benle kim gelir? şaşıracağım voooaaa diyeceğim şeyleri tek başıma yapmak istemiyorum....