Saturday, December 12, 2009

wildcats vs starwings



starwings.. isviçredeki basketbol takımlarından biri... ben bu kadar sponsorlu bir forma görmedim sanırım.  sırf reklam sırf yazı.. tamam isviçre baskebolda iyi değil, de ne bileyim bu takım da bi garip geldi bana..
bir de, haftasonları basket oynayan benim bildiğim bi tek türklerle yunanlılar, basketbol seven bi isviçreliyle tanışmadım henüz. garip sanki? tamam garip demeyeyim de değişik

Sunday, December 6, 2009

samichlaus and schmutzli


Sami niggi näggi,
hinderem Ofe stecki.
gib mer Nuss und Bir,

dänn chumi i wieder für...



hangisi schmutzli bahsetmeye gerek yok sanırım? (6.12 St. Nikolaus..)

bizde de dunkanka var.
alırmış çocukları
atarmış sepetine
yaparmış hep dunkanka
dunnn kanka.dunkanka
 ...




Günün spesiyalitesi : Grittibänz. 
yiyiniz yediriniz..

yoksa da şundan yapınız.
az tatlımsı hamur, gözler kuru üzüm

falan filan..
.






Thursday, November 26, 2009

the logical song

dünyanın çok büyük olduğunu sanardım
kültürlerin çok çok farklı olduğunu sanırdım
bu yüzden uzak ülkelerin insanları da başka başka olur derdim


küçükmüşüm o vakitler


*şarkı listem yönlendir beni ne diyim şuraya
-when i was young, it seemed that life was so wonderful,
a miracle, oh it was beautiful, magical.

*e tamam da..

Monday, November 23, 2009

ben şimdi burada, sen bir zamanlar orada...

sanırım burda sıfırdan bi çevre oluşturmak zorunda olduğum için ve yaş kemale yaklaştığı için bu insan ilişkileri konusunda falan daha dikkatli oluyorum. yani dikkatli derken 'şunu arkadaş seçsem mi' anlamında değil, olan biteni gözlemliyorum, sonuçta buradakilerin çoğuyla hayatım tekrar kesişecek mi emin değlim ve herkes o kadar başka hayatlardan gelmiş ki izlemek/gözlemlemek oldukça ilginç geliyor. gözlemledikçe de insan ilişkileri konusunda hiç bir şey yaşamamış olduğumu düşünüyorum bazen, bazense aslında ne kadar güzel ne kadar saf (naif? salak?mal? :) ) bir çevreden geldiğimi farkediyor ve kıymetini anlıyorum. istekleri birbirinin önüne geçmek olmayan, ortamın gözdesi olma isteği taşımayan, zevkleri beğenileri tamamen benzer olmasa da hayata karşı bakışı ortak olan, hırsına yenilmeyen, ufak pürüzleri sineye çekebilen, 'hep ben'ci olmayan,paylaşan birbirini kollayan insanlar oldu genelde etrafımda, en azından şöyşe diyebilirim bu insanlar bana yetiyordu, daha fazlasını ben istemedim hayatımda. ve ben bu ortamdan çıkıp şapşal gibi burada kalakaldım

......

sizin bu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum aslında... ben sizden sonra bunları yaşadım, peki siz benden sonra kimlerle tanıştınız? (son 2-3 yıllık hayatınıza dair henüz hiçbirşey anlatmamış hep ertelemiş olduğunuzun farkındasınız değil mi? :) ) benim mi insanların bu yüzünü de öğrenmem gerekiyordu yoksa artık herkesin farklı bir yüzü mü var? içtenlik açıklık var mı yoksa herkes 'kendi'sinin peşinde bir telaşta mı? ........


sizi ara ara böyle dürtüyorum çünkü dürtmezsem sesiniz çıkmıyor, ve birinden uzun süre haber almamakla birinin hayatında gelip geçici olmak arasında fark olduğunu düşünmüyorum. bayramdan seyrana mutluluklar dilediğiniz ve yazdan yaza da görüştüğünüz, 'ah be dibapım neler oldu neler...anlatıcam hepsini konuşuruz sonra bilaare' kişisi olmak arkadaş olmak mı yoksa sadece eskiden sevmiş olduğun bir tanıdık olmak mı bilemiyorum çünkü..


*bu bir e-mail olacaktı, sonra özellikle gözünüze sokmak gereksiz geldi, yazmış da bulunduğum için bir iki kırpıp buraya koyayım dedim . ama ola ki okudun bana da bi çıtlasana okuduğunu :)